• change org ezan sesi kısılsın kampanyası

    .
    ezana karşı olmayan kampanya. en azından dahil olup ezana karşı olmadığım kampanya. ben "minareler arası düet"e karşıyım. 4 ses birbirine giriyor ve her biri bir diğerini bastırıyor. bildiğin desibel savaşları. ezan, namaz, oruç vs. biri ya da birilerini rahatsız ediyor ise bu sorgulanacak bir şeydir. bunun kafirlikle alakası yoktur. velev ki kafir, din hoşgörü mü barbarlık mı?

    sesi güzel olmayan da ezan okumasın bir zahmet. hele hele uzun 2000 içenler hiç okumasın!
    9 -8 ... el ojala
  • anın görüntüsü

    .
    anın görüntüsü
    Doğarken güneş ardından evlerin, okul vakti gelir teletabilerin.
    23 -5 ... polebearandpenguin
  • anın görüntüsü

    .
    Bir arkadaşım göndermiş. Altına da şunu yazmış:

    “Sınavda kuş uçurtmuyorum.”

    anın görüntüsü
    21 -1 ... ruzgara karsi yuruyen adam
  • kaç bin gezegen yaratıp tekine yaşam koymak

    .
    küçük bir tanrı şakasıdır.

    sen git onca gezegen yarat sonra kalk sadece birine yaşam koy. tuhaf işler.
    4 -3 ... system error
  • holy motors

    .
    Valla filmden değil Türkiye tüm dünya fazla bir şey anlamamış. Ama kimsenin kral çıplak demeye cesareti yok. Hemen herkes burada şunu anlatmış, burada da şu metafor var diyor ama emin değil.

    Kendi açımdan söyleyim bu film sanatsa ben sanattan bir bok anlamıyorum. Evet, itiraf ediyorum anlamıyorum.

    Film bana göre önce hikayedir, senaryodur. Sonra oyuncuların performansı gelir. Tabii bunların hepsinin üstünde bunları gerçek anlamda güçlü bir şekilde yorumlayacak bir yönetmendir. Bu üçü de 10 üzerinden 7'lik performans sergileseler film harika olur. 8 ve üzeri muhteşemdir. Herhangi biri 10 olsa başyapıt olur. Bu filmde oyunculuk fena değil. Ben Denis Lavant'ı öyle de çok beğenmedim. Ama hakkını da yememek lazım girdiği 11 farklı karaktere giriyor adam. Filmi 11'e bölseler ortalama 10 dakika kalmıyor her bir karaktere.

    Ben öyle alttan alta bir şey anlatan flmlerden haz almıyorum. Hikaye net olmalı. Düşüneceksem oyunculuk gücü, hikaye ve özdeşleştirme üzerine olmalı. Yönetmen ne anlatmak istemiş diye düşünmek istemiyorum.

    Mesela "Babam ve Oğlum" hikaye güzel, oyunculuk güçlü ve yönetmen iyi. Hikaye çok içimizden. Yurt dışında başarılı olma şansı az. Ama bu topraklarda yaşayan hangi insan evladı bu filmden etkilenmemiştir. Çetin Tekindor mu Denis Lavant mı derseniz Çetin Tekindor derim.

    Düşünmek istiyorsunuz filmde... Alın size Matrix. Herhalde bu filmi seyreden her senarist "keşke benim aklıma" gelseydi diye hayıflanmıştır. Düşünmekse düşünmek, kafa patlatmak budur.

    Film beğenmek de zevk meselesidir ve herkesin zevkine de saygım sonsuz ama bana göre değil. Açıkçası ne bir yönetmenin iç dünyasını ve bilinçaltını merak etmiyorum, ne anlatmak istedi diye de kafa patlatmak istiyorum. Black Mirror'un herhangi bir bölümü ben de daha fazla düşünme duygusu uyandırıyor.
    1 ... rick blaine
  • uyuşturucu satıcılarının ayaklarını kırın

    .
    jargon, uslup, kanun, hak, hukuk hiçbir şey yok abi.

    hiçbir şey.

    şimdi burada polis kıl olduğu tipin ciddi ciddi bacaklarını kırıp sakat etse adamın da bir günahı olmasa bu vebali nasıl taşıyacaksınız sayın soylu?

    bir vatandaş çıkıp uyuşturucu satıyor diye birine ceza vermeye kalktığında sorumluluğu siz alacak mısınız soylu bey?

    lütfen rica ediyorum, siz bu ülkenin içişleri bakanısınız.
    21 -3 ... voledro
  • hoşlanılan kızın boyna sarılması

    .
    lisedeykene bırak hoşlanmayı, aşkımdan kendimi s.ktiğim günlerde, kıza yılbaşı hediyesi aldıydım, kuyumu kazan arkadaşlarımın gazıylan. yalnız hatun para sıçmaktaydı, önemli bir ayrıntı olarak veriyorum. aldığı nefes alamanyadan, içtiği su iskoçya'dan geliyordu, sıçtığı bok markaydı diyeyim, sen anla gulüm. neyse, aldık hediyeyi, ama "ne aldın?" deyu sorma söylemem. vazgeçtim söylerim. her şeyi orcinal marka olan kıza sen git, karum'un arka dükkanlarından lastiği sünmüş, cingen pembesi, fasonluğa dahi terfi edememiş bir dkny body al. lan o boktan hediyeyi aldın hadi, bari insan gibi bi poşete koy lan. kırtasiye poşetine niye koyuyon oğlum? hangi aklın işi bu? neyse yedik işte bu boku, uzattık; "mutlu senelere." diyerekten, anam bi sevindi kerata, bi sevindi. boynuma sarılınca bayılmışsım. uyandığımda azerice konuşuyordum alüminyum... hediyeyi şöyle bir açtı, anladı fason olduğunu, geri yerine koydu. gömlek üstü body giyerdi her daim, onu düşünerek aldıydım. bir gün giymedi lan, giyer mi hiç? evde anası yer bezi etmiştir aynı gün. neyse la, akşam oldu hüzünlendim ben yine.
    506 251 ... vaudeville for vendetta
  • türkiye den siktir olup gitmek

    .
    bu düşüncenin sempatizanları da sorsan atatürkçüdür diyenlere de sormak lazım sen doğalgaz faturanı kendin mi ödüyorsun diye...

    yanlış anlaşılmasın, ben bayılmıyorum çekip gitmeye falan. baktığın zaman taş yerinde ağırdır.

    fakat insanlar arkalarında bir hayat bırakıp başka bir yere gidiyorlarsa, cesaret gösterip emek veriyorlarsa onlara da saygı duymak lazımdır, ciddi sebepleri vardır.

    yani siz istediğiniz kadar burda kemalizm, cumhuriyetçilik veya vatanperverlik, müslümanlık, ümmetçilik, milliyetçilik... hangi sömürülmeye elverişli diyalektikten asılırsanız asılın benzinin litresi hala 5.57 tl.

    siz buraya bunu yapan orospu çocuğudur, şerefsizdir, namussuzdur, haysiyetsizdir yazsanız kim için ne kadar fark yaratabilir?

    aldığınız maaşı bana mı veriyorsunuz kardeşim? veya beraber bot mu bağladık?

    bot bağlamak demişken... sorun bakalım devlete; türkiye'den başka bir memlekette başarılı olup 3 yıl çalıştığınızda neden askerlikten sizi muaf tutma hakkı veriyor? hem de sadece 1000 euro karşılığında.

    demek ki uluslararası başarılı bir profesyonel olmanıza devlet siktirip gitmek olarak değil de, beyfendi gibi gitmek gözüyle bakıyor, sizi standart haftada 6 gün en az 9 saat çalışan, 3 saat belediye otobüslerinde sürünen, dünya kadar kdv, ötv ödeyen cefakar vatandaşından daha nitelikli buluyor.

    o yüzden o siktirip gitme kısmını siz bir daha düşünün...

    insanlar mı siktirip gidiyor, yoksa siz mi siktirip yaşıyorsunuz?
    9 -1 ... the godfather
  • hadsafhada diye random gülmek

    .
    karşılaştığım sakil bir durum. bir kelime grubunu farklı bir amaçla hibritleme.

    ''had safhada kelime grubunu birleştirip random gülen şahıs, eğer bir yaratıcı var ise ve seni ve beni ete kemiğe bürüyen o ise, her şeye muktedir ve rahman ise, and olsun ki seni devasa çelik tava ile dövüp kızaran yerlerini minik cücelerin ellerine tutuşturduğum minik cımbızlar ile sıkıp, bulduğum uygun havalandırma deliğinden çengele asıp buzdolabında maydonoz arayacağım!'' kartal! hain kartall!!
    3 -1 ... bandini
  • bilgi içerikli entry giriyoruz kampanyası

    .
    aranıza yeni katılmış bir yazar olarak sonuna kadar desteklediğim kampanyadır.

    sözlükte gezdiğim iki günde gördüğüm üzere buradaki yazarların büyük çoğunluğu entry sayısını arttırma amaçlı takılıyor. ergen yuvasına dönmüş bildiğin. saygıdeğer yazar arkadaşlar böyle amaçlar için bilumum sosyal medya siteleri var zaten. Burayı foruma dönüştürmenin ne gereği var? cümlelerden, sorulardan oluşan başlıklar; tek cümlelik envai çeşit entryler.. Bize Uludağ sözlük böyle anlatılmamıştı yapmayın etmeyin. Entrylerde tanım bulabilene aşk olsun zaten o boyuta hiç girmeyeceğim fakat ufaktan da olsa formatın gereğini yerine getirelim. Elbette kafanıza göre takılabilirsiniz sonuçta burası hepimizin subjektif yorumlarıyla zenginleşen bir sözlük. Ama adı üstünde sözlük işte. Arada sırada bilgi içeren, özgün entryler de girersek sözlüğün geleceği açısından daha ümitli olabileceğimiz kanaatindeyim.
    2 ... kovboy bob